Archive for 2013
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Siirt, doğudan Şırnak ve Van, batısında batman, güneyinde Mardin ve Şırnak, kuzeyinde de Batman ve Bitlis ile çevrilidir.
İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplı olup, engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağların belli başlıları kuzeyde Bekovi Dağı (Doğruyol) (2.741 m.), doğuda Herakol Dağı (Yazlıca Dağı) (2.953 m.), güneyinde de Çerrand Dağı (Yassı Dağ) (2.280 m.)’dır. Bu dağ sıraları doğudan güneydoğuya doğru geniş bir yay çizerek Hakkari Dağları ile birleşir. Bunların dışında Şeyh Ömer Dağı (1.409 m.), Kapılı Dağı (2.631 m.), Koran Dağı (2.350 m.) ilin diğer yükseltileridir. Siirt dağları genellikle çıplak ve yalçın kayalıklar şeklinde olup, yalnızca kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan ormanlıklara rastlanmaktadır. Bu dağlar Dicle Nehri’ne karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmıştır.
Siirt’in doğal oluşumu III.zamanda bugünkü görünümünü kazanmıştır. Kırılma ve kıvrılmalarla üst-eosen ve oligosen boyunca aşınarak yarı ova (Peneplen) niteliğini kazanmıştır. Bu oluşumlar sırasında Siirt’in güneybatısında çöküntü alanları meydana gelmiştir. İlin platoları kuzey bölümündeki Doğruyol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca dağlarının Botan Suyu ve kollarının açmış olduğu vadilerin yamaçlarında toplanmıştır. Bunlar Pervari’de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’daki Bacavan yaylasıdır.
İlin kuzey ve doğusundaki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru vadiler yer almaktadır. Bu vadilerin en önemlisi Botan (Uluçay) Suyu Vadisi ile Bitlis Çayı Vadisidir. Kurtalan Ovası da Bitlis Çayı Vadisinin genişleyen bölümünde yer almaktadır. Oldukça dar ve dik olan Behrancı Vadisi de güneydoğudan güneybatıya doğru geniş bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır. Bunun dışında Siirt’te ovalık alanlara rastlanmaz.
İl topraklarının büyük bir bölümü Dicle Havzası içerisine girmekte olup, bu havza Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır. İl topraklarından kaynaklanan sular, Dicle Nehri aracılığı ile Basra Körfezi’ne ulaşır. Bunların başında Dicle’nin kollarından Garzan ile Botan Suyu (Uluçay), il sınırları dışında Dicle’ye katılan Habur Çayı’nın kollarından Hezil Çayı ile Garzan Çayı, Kezer Çayı, Başur Çayı il topraklarını sulamaktadır.
Yüzölçümü 6.186 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım Sonuçlarına göre; toplam nüfusu 263.676’dır. İlin deniz seviyesinden yüksekliği 600 m. ile 1.600 m. arasında değişmektedir.
Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile Güneydoğu Anadolu bozkır kuşağı arasında kalan Siirt’in doğal bitki örtüsü step (bozkır) görünümünde olup, dağlık alanlarda meşe ağacı topluluklarına rastlanmaktadır.
Siirt’te Karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır. En az yağış Kurtalan’da, en fazla yağış Baykan’da görülür. GAP’ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40’ın altında olan nem oranı yükselmiştir.Gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazla olup, en yüksek ısı 43.3 C, en düşük ısı ise -19.5 C.dir
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii, petrol ve ticarete dayalıdır. Ekime elverişli alanların kısıtlıdır. Bununla birlikte yetiştirilen tarımsal ürünler arasında buğday, arpa, kırmızı mercimek, tütün ve sebze ve meyve gelmektedir. İlin en önemli ekonomik etkinliği hayvancılık olup, yaylalarda koyun, kıl keçisi ve yöreye özgü Ankara keçisi yetiştirilip, arıcılık yapılır. Hayvancılığa bağlı olarak süt, beyaz peynir ve tulum peyniri üretilir. Yörede yetişen sirik isimli bitkinin yardımı ile bir tür otlu peynir yapılır. Siirt’te yetiştirilen keçilerin tiftiğinden dokunan Siirt battaniyeleri ülke çapında ün kazanmıştır. Ayrıca hayvanlardan sağlanan yün, kıl ve tiftiğin el tezgahlarında işlenmesi ile başta çadır olmak üzere dokuma ürünleri elde edilir.
İlde sanayi kuruluşu olarak, un, yem, çimento, tuğla ve kiremit fabrikaları bulunmaktadır. Siirt Meyan Kökü Sanayii ve Ticaret Aş.’ye ait tesisler, Kurtalan’da yaprak tütün işletmesi bunların başında gelmektedir.
Siirt’in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdür. Petrol Kurtalan ilçesinde çıkarılmaktadır. Ayrıca il topraklarında krom, prit ve bakır yatakları bulunmaktadır. Siirt maden suyu kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Billoris Kaplıcası, Lif Kaplıcası, Hista Kaplıcası, Germiab Kaplıcası bu kaynakların başlıcalarıdır.
Siirt, Keldaniler tarafından Keert, Araplar tarafından Esart, Sairt ve Siirt, Süryaniler tarafından da Seert isimleri ile anılmıştır. XIX.yüzyıl kaynaklarında buradan Sairt, Söört ve Seert olarak söz edilmiştir. Bu isimler zamanla Siirt’e dönüşmüştür.
Siirt yöresinde yapılan araştırmalar MÖ.3000’lerde Hurrilerin buraya yerleştiğini göstermiştir. MÖ.XIII.yüzyılda küçük krallıkların birleşmesi ile oluşan Nairi Konfederasyonu buraya hakim olmuştur. Bunun ardından yörede Hubuşkia ve Şupria Krallıkları kurulmuştur. Asurlular buraya egemen olmuşlar, daha sonra Kimmerler ve İskitler istila etmişlerdir. Şupria Ülkesi diye isimlendirilen yöre MÖ.VII.yüzyılın sonlarında Medlerin hakimiyetini kabul etmiştir. MÖ.VI.yüzyılda Persler buraya hakim olmuş ve Nairi bölgesindeki Satraplarca yönetilmiştir.
MÖ.332’de Anadolu’nun büyük bir bölümünü ele geçiren Büyük İskender Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ölümünden sonra yöre Seleukosların egemenliğine girmiştir. MÖ.129’da Partlar buraya hakim olmuş, ardından Romalılar ile Partlar arasında yöre, birkaç kez el değiştirmiştir. MS.63’te yapılan bir antlaşma ile Siirt yöresi Arsaklılar tarafından yönetilmek üzere Romalılara bırakılmıştır. MS.V.yüzyılda Sasaniler, 637’de de Araplar buraya hakim olmuştur. Bundan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde “Amil” denilen beyler, ardından Ermeni prensleri ve Arap emirleri tarafından yönetilmiştir. Bizanslılar 927’de buraya hakim olmuştur. XI.yüzyılda Bizans’a bağlı olan Philaretos isimli bir Ermeni kral tarafından yönetilmiştir. XII.yüzyılda Artuklular yöreye egemen olmuş, XIII.yüzyılda İlhanlılar, XIV.yüzyılda Eyyubiler buraya hakim olmuşlardır. XIV.yüzyılda Artuklular ile Karakoyunlular arasında çekişmeler olmuş ve yöre birkaç kez el değiştirmiştir. Şerefhanlar tarafından bir süre yönetilen yöre 1514’te Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.
XIX.yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetine bağlı Siirt Sancağı olarak yönetilmiş, XIX.yüzyıl sonlarında ve XX.yüzyıl başlarında etnik kökenli ayaklanmalara sahne olmuştur. 26 Eylül 1919 yılında 48 Sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilen Siirt, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında il konumuna getirilmiştir.
İlde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Baykan’da Derzin Kalesi, Siirt Ulu Camisi (1129), Çarşı Camisi (Asakir Camisi) (1265), Cumhuriyet Camisi (Hıdrü’l-Ahdar Camisi), Botan Çayı üzerinde Nasreddin Köprüsü (XIII.yüzyıl), Baykan’da Dört Ulular Köprüsü, İbrahim Hakkı Türbesi (XVIII.yüzyıl), Sultan Memduh Cami ve Türbesi, İbrahim Bey Camisi, Veysel Karani Cami ve Türbesi, Şirvan’da Saman Köprüsü, Saat Kulesi, Siirt Evleri bulunmaktadır.
Siirt Genel Bilgi
Devamını Oku
Etiketler:
Siirt
,
Siirt Belediyesi
,
Siirt Haberleri
,
Siirt Hakkında
,
Siirt Tanıtımı
,
Siirt Ünlüleri
,
Siirtliler
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Siirt, doğudan Şırnak ve Van, batısında batman, güneyinde Mardin ve Şırnak, kuzeyinde de Batman ve Bitlis ile çevrilidir.
İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplı olup, engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağların belli başlıları kuzeyde Bekovi Dağı (Doğruyol) (2.741 m.), doğuda Herakol Dağı (Yazlıca Dağı) (2.953 m.), güneyinde de Çerrand Dağı (Yassı Dağ) (2.280 m.)’dır. Bu dağ sıraları doğudan güneydoğuya doğru geniş bir yay çizerek Hakkari Dağları ile birleşir. Bunların dışında Şeyh Ömer Dağı (1.409 m.), Kapılı Dağı (2.631 m.), Koran Dağı (2.350 m.) ilin diğer yükseltileridir. Siirt dağları genellikle çıplak ve yalçın kayalıklar şeklinde olup, yalnızca kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan ormanlıklara rastlanmaktadır. Bu dağlar Dicle Nehri’ne karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmıştır.
Siirt’in doğal oluşumu III.zamanda bugünkü görünümünü kazanmıştır. Kırılma ve kıvrılmalarla üst-eosen ve oligosen boyunca aşınarak yarı ova (Peneplen) niteliğini kazanmıştır. Bu oluşumlar sırasında Siirt’in güneybatısında çöküntü alanları meydana gelmiştir. İlin platoları kuzey bölümündeki Doğruyol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca dağlarının Botan Suyu ve kollarının açmış olduğu vadilerin yamaçlarında toplanmıştır. Bunlar Pervari’de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’daki Bacavan yaylasıdır.
İlin kuzey ve doğusundaki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru vadiler yer almaktadır. Bu vadilerin en önemlisi Botan (Uluçay) Suyu Vadisi ile Bitlis Çayı Vadisidir. Kurtalan Ovası da Bitlis Çayı Vadisinin genişleyen bölümünde yer almaktadır. Oldukça dar ve dik olan Behrancı Vadisi de güneydoğudan güneybatıya doğru geniş bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır. Bunun dışında Siirt’te ovalık alanlara rastlanmaz.
İl topraklarının büyük bir bölümü Dicle Havzası içerisine girmekte olup, bu havza Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır. İl topraklarından kaynaklanan sular, Dicle Nehri aracılığı ile Basra Körfezi’ne ulaşır. Bunların başında Dicle’nin kollarından Garzan ile Botan Suyu (Uluçay), il sınırları dışında Dicle’ye katılan Habur Çayı’nın kollarından Hezil Çayı ile Garzan Çayı, Kezer Çayı, Başur Çayı il topraklarını sulamaktadır.
Yüzölçümü 6.186 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım Sonuçlarına göre; toplam nüfusu 263.676’dır. İlin deniz seviyesinden yüksekliği 600 m. ile 1.600 m. arasında değişmektedir.
Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile Güneydoğu Anadolu bozkır kuşağı arasında kalan Siirt’in doğal bitki örtüsü step (bozkır) görünümünde olup, dağlık alanlarda meşe ağacı topluluklarına rastlanmaktadır.
Siirt’te Karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır. En az yağış Kurtalan’da, en fazla yağış Baykan’da görülür. GAP’ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40’ın altında olan nem oranı yükselmiştir.Gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazla olup, en yüksek ısı 43.3 C, en düşük ısı ise -19.5 C.dir
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii, petrol ve ticarete dayalıdır. Ekime elverişli alanların kısıtlıdır. Bununla birlikte yetiştirilen tarımsal ürünler arasında buğday, arpa, kırmızı mercimek, tütün ve sebze ve meyve gelmektedir. İlin en önemli ekonomik etkinliği hayvancılık olup, yaylalarda koyun, kıl keçisi ve yöreye özgü Ankara keçisi yetiştirilip, arıcılık yapılır. Hayvancılığa bağlı olarak süt, beyaz peynir ve tulum peyniri üretilir. Yörede yetişen sirik isimli bitkinin yardımı ile bir tür otlu peynir yapılır. Siirt’te yetiştirilen keçilerin tiftiğinden dokunan Siirt battaniyeleri ülke çapında ün kazanmıştır. Ayrıca hayvanlardan sağlanan yün, kıl ve tiftiğin el tezgahlarında işlenmesi ile başta çadır olmak üzere dokuma ürünleri elde edilir.
İlde sanayi kuruluşu olarak, un, yem, çimento, tuğla ve kiremit fabrikaları bulunmaktadır. Siirt Meyan Kökü Sanayii ve Ticaret Aş.’ye ait tesisler, Kurtalan’da yaprak tütün işletmesi bunların başında gelmektedir.
Siirt’in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdür. Petrol Kurtalan ilçesinde çıkarılmaktadır. Ayrıca il topraklarında krom, prit ve bakır yatakları bulunmaktadır. Siirt maden suyu kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Billoris Kaplıcası, Lif Kaplıcası, Hista Kaplıcası, Germiab Kaplıcası bu kaynakların başlıcalarıdır.
Siirt, Keldaniler tarafından Keert, Araplar tarafından Esart, Sairt ve Siirt, Süryaniler tarafından da Seert isimleri ile anılmıştır. XIX.yüzyıl kaynaklarında buradan Sairt, Söört ve Seert olarak söz edilmiştir. Bu isimler zamanla Siirt’e dönüşmüştür.
Siirt yöresinde yapılan araştırmalar MÖ.3000’lerde Hurrilerin buraya yerleştiğini göstermiştir. MÖ.XIII.yüzyılda küçük krallıkların birleşmesi ile oluşan Nairi Konfederasyonu buraya hakim olmuştur. Bunun ardından yörede Hubuşkia ve Şupria Krallıkları kurulmuştur. Asurlular buraya egemen olmuşlar, daha sonra Kimmerler ve İskitler istila etmişlerdir. Şupria Ülkesi diye isimlendirilen yöre MÖ.VII.yüzyılın sonlarında Medlerin hakimiyetini kabul etmiştir. MÖ.VI.yüzyılda Persler buraya hakim olmuş ve Nairi bölgesindeki Satraplarca yönetilmiştir.
MÖ.332’de Anadolu’nun büyük bir bölümünü ele geçiren Büyük İskender Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ölümünden sonra yöre Seleukosların egemenliğine girmiştir. MÖ.129’da Partlar buraya hakim olmuş, ardından Romalılar ile Partlar arasında yöre, birkaç kez el değiştirmiştir. MS.63’te yapılan bir antlaşma ile Siirt yöresi Arsaklılar tarafından yönetilmek üzere Romalılara bırakılmıştır. MS.V.yüzyılda Sasaniler, 637’de de Araplar buraya hakim olmuştur. Bundan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde “Amil” denilen beyler, ardından Ermeni prensleri ve Arap emirleri tarafından yönetilmiştir. Bizanslılar 927’de buraya hakim olmuştur. XI.yüzyılda Bizans’a bağlı olan Philaretos isimli bir Ermeni kral tarafından yönetilmiştir. XII.yüzyılda Artuklular yöreye egemen olmuş, XIII.yüzyılda İlhanlılar, XIV.yüzyılda Eyyubiler buraya hakim olmuşlardır. XIV.yüzyılda Artuklular ile Karakoyunlular arasında çekişmeler olmuş ve yöre birkaç kez el değiştirmiştir. Şerefhanlar tarafından bir süre yönetilen yöre 1514’te Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.
XIX.yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetine bağlı Siirt Sancağı olarak yönetilmiş, XIX.yüzyıl sonlarında ve XX.yüzyıl başlarında etnik kökenli ayaklanmalara sahne olmuştur. 26 Eylül 1919 yılında 48 Sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilen Siirt, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında il konumuna getirilmiştir.
İlde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Baykan’da Derzin Kalesi, Siirt Ulu Camisi (1129), Çarşı Camisi (Asakir Camisi) (1265), Cumhuriyet Camisi (Hıdrü’l-Ahdar Camisi), Botan Çayı üzerinde Nasreddin Köprüsü (XIII.yüzyıl), Baykan’da Dört Ulular Köprüsü, İbrahim Hakkı Türbesi (XVIII.yüzyıl), Sultan Memduh Cami ve Türbesi, İbrahim Bey Camisi, Veysel Karani Cami ve Türbesi, Şirvan’da Saman Köprüsü, Saat Kulesi, Siirt Evleri bulunmaktadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Siirt, doğudan Şırnak ve Van, batısında batman, güneyinde Mardin ve Şırnak, kuzeyinde de Batman ve Bitlis ile çevrilidir.
İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplı olup, engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağların belli başlıları kuzeyde Bekovi Dağı (Doğruyol) (2.741 m.), doğuda Herakol Dağı (Yazlıca Dağı) (2.953 m.), güneyinde de Çerrand Dağı (Yassı Dağ) (2.280 m.)’dır. Bu dağ sıraları doğudan güneydoğuya doğru geniş bir yay çizerek Hakkari Dağları ile birleşir. Bunların dışında Şeyh Ömer Dağı (1.409 m.), Kapılı Dağı (2.631 m.), Koran Dağı (2.350 m.) ilin diğer yükseltileridir. Siirt dağları genellikle çıplak ve yalçın kayalıklar şeklinde olup, yalnızca kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan ormanlıklara rastlanmaktadır. Bu dağlar Dicle Nehri’ne karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmıştır.
Siirt’in doğal oluşumu III.zamanda bugünkü görünümünü kazanmıştır. Kırılma ve kıvrılmalarla üst-eosen ve oligosen boyunca aşınarak yarı ova (Peneplen) niteliğini kazanmıştır. Bu oluşumlar sırasında Siirt’in güneybatısında çöküntü alanları meydana gelmiştir. İlin platoları kuzey bölümündeki Doğruyol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca dağlarının Botan Suyu ve kollarının açmış olduğu vadilerin yamaçlarında toplanmıştır. Bunlar Pervari’de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’daki Bacavan yaylasıdır.
İlin kuzey ve doğusundaki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru vadiler yer almaktadır. Bu vadilerin en önemlisi Botan (Uluçay) Suyu Vadisi ile Bitlis Çayı Vadisidir. Kurtalan Ovası da Bitlis Çayı Vadisinin genişleyen bölümünde yer almaktadır. Oldukça dar ve dik olan Behrancı Vadisi de güneydoğudan güneybatıya doğru geniş bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır. Bunun dışında Siirt’te ovalık alanlara rastlanmaz.
İl topraklarının büyük bir bölümü Dicle Havzası içerisine girmekte olup, bu havza Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır. İl topraklarından kaynaklanan sular, Dicle Nehri aracılığı ile Basra Körfezi’ne ulaşır. Bunların başında Dicle’nin kollarından Garzan ile Botan Suyu (Uluçay), il sınırları dışında Dicle’ye katılan Habur Çayı’nın kollarından Hezil Çayı ile Garzan Çayı, Kezer Çayı, Başur Çayı il topraklarını sulamaktadır.
Yüzölçümü 6.186 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım Sonuçlarına göre; toplam nüfusu 263.676’dır. İlin deniz seviyesinden yüksekliği 600 m. ile 1.600 m. arasında değişmektedir.
Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile Güneydoğu Anadolu bozkır kuşağı arasında kalan Siirt’in doğal bitki örtüsü step (bozkır) görünümünde olup, dağlık alanlarda meşe ağacı topluluklarına rastlanmaktadır.
Siirt’te Karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır. En az yağış Kurtalan’da, en fazla yağış Baykan’da görülür. GAP’ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40’ın altında olan nem oranı yükselmiştir.Gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazla olup, en yüksek ısı 43.3 C, en düşük ısı ise -19.5 C.dir
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii, petrol ve ticarete dayalıdır. Ekime elverişli alanların kısıtlıdır. Bununla birlikte yetiştirilen tarımsal ürünler arasında buğday, arpa, kırmızı mercimek, tütün ve sebze ve meyve gelmektedir. İlin en önemli ekonomik etkinliği hayvancılık olup, yaylalarda koyun, kıl keçisi ve yöreye özgü Ankara keçisi yetiştirilip, arıcılık yapılır. Hayvancılığa bağlı olarak süt, beyaz peynir ve tulum peyniri üretilir. Yörede yetişen sirik isimli bitkinin yardımı ile bir tür otlu peynir yapılır. Siirt’te yetiştirilen keçilerin tiftiğinden dokunan Siirt battaniyeleri ülke çapında ün kazanmıştır. Ayrıca hayvanlardan sağlanan yün, kıl ve tiftiğin el tezgahlarında işlenmesi ile başta çadır olmak üzere dokuma ürünleri elde edilir.
İlde sanayi kuruluşu olarak, un, yem, çimento, tuğla ve kiremit fabrikaları bulunmaktadır. Siirt Meyan Kökü Sanayii ve Ticaret Aş.’ye ait tesisler, Kurtalan’da yaprak tütün işletmesi bunların başında gelmektedir.
Siirt’in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdür. Petrol Kurtalan ilçesinde çıkarılmaktadır. Ayrıca il topraklarında krom, prit ve bakır yatakları bulunmaktadır. Siirt maden suyu kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Billoris Kaplıcası, Lif Kaplıcası, Hista Kaplıcası, Germiab Kaplıcası bu kaynakların başlıcalarıdır.
Siirt, Keldaniler tarafından Keert, Araplar tarafından Esart, Sairt ve Siirt, Süryaniler tarafından da Seert isimleri ile anılmıştır. XIX.yüzyıl kaynaklarında buradan Sairt, Söört ve Seert olarak söz edilmiştir. Bu isimler zamanla Siirt’e dönüşmüştür.
Siirt yöresinde yapılan araştırmalar MÖ.3000’lerde Hurrilerin buraya yerleştiğini göstermiştir. MÖ.XIII.yüzyılda küçük krallıkların birleşmesi ile oluşan Nairi Konfederasyonu buraya hakim olmuştur. Bunun ardından yörede Hubuşkia ve Şupria Krallıkları kurulmuştur. Asurlular buraya egemen olmuşlar, daha sonra Kimmerler ve İskitler istila etmişlerdir. Şupria Ülkesi diye isimlendirilen yöre MÖ.VII.yüzyılın sonlarında Medlerin hakimiyetini kabul etmiştir. MÖ.VI.yüzyılda Persler buraya hakim olmuş ve Nairi bölgesindeki Satraplarca yönetilmiştir.
MÖ.332’de Anadolu’nun büyük bir bölümünü ele geçiren Büyük İskender Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ölümünden sonra yöre Seleukosların egemenliğine girmiştir. MÖ.129’da Partlar buraya hakim olmuş, ardından Romalılar ile Partlar arasında yöre, birkaç kez el değiştirmiştir. MS.63’te yapılan bir antlaşma ile Siirt yöresi Arsaklılar tarafından yönetilmek üzere Romalılara bırakılmıştır. MS.V.yüzyılda Sasaniler, 637’de de Araplar buraya hakim olmuştur. Bundan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde “Amil” denilen beyler, ardından Ermeni prensleri ve Arap emirleri tarafından yönetilmiştir. Bizanslılar 927’de buraya hakim olmuştur. XI.yüzyılda Bizans’a bağlı olan Philaretos isimli bir Ermeni kral tarafından yönetilmiştir. XII.yüzyılda Artuklular yöreye egemen olmuş, XIII.yüzyılda İlhanlılar, XIV.yüzyılda Eyyubiler buraya hakim olmuşlardır. XIV.yüzyılda Artuklular ile Karakoyunlular arasında çekişmeler olmuş ve yöre birkaç kez el değiştirmiştir. Şerefhanlar tarafından bir süre yönetilen yöre 1514’te Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.
XIX.yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetine bağlı Siirt Sancağı olarak yönetilmiş, XIX.yüzyıl sonlarında ve XX.yüzyıl başlarında etnik kökenli ayaklanmalara sahne olmuştur. 26 Eylül 1919 yılında 48 Sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilen Siirt, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında il konumuna getirilmiştir.
İlde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Baykan’da Derzin Kalesi, Siirt Ulu Camisi (1129), Çarşı Camisi (Asakir Camisi) (1265), Cumhuriyet Camisi (Hıdrü’l-Ahdar Camisi), Botan Çayı üzerinde Nasreddin Köprüsü (XIII.yüzyıl), Baykan’da Dört Ulular Köprüsü, İbrahim Hakkı Türbesi (XVIII.yüzyıl), Sultan Memduh Cami ve Türbesi, İbrahim Bey Camisi, Veysel Karani Cami ve Türbesi, Şirvan’da Saman Köprüsü, Saat Kulesi, Siirt Evleri bulunmaktadır.
SİİRT ADININ KÖKENİ
Siirt’in adının kökeni üzerine çok farklı görüşler bulunmaktadır. Bu konuda değerli araştırmacı Bekir Sami Seçkin, Siirt sözcüğünün insanlık tarihinin en zengin dil ailesi olan Sami dillerinden Asurca olma ihtimalinin yüksek olduğu görüşündedir. Seçkin’e göre Siirt adı Asur tabletlerinde “Seriri” olarak yer almaktadır. Bazı kaynaklarda “Keert” sözcüğünün Keldanilerde kent anlamına geldiği ve bunun da “Seert” le benzerliğine dikkate çekilirken, başka kaynaklar da Ermenice kent vurgusu yapan “gerd” ekinin de Siirt’le ilgisini ortaya koymaktadır. Arap kaynaklarında ise Siirt adı “İs’ird” ya da “Us’ird” olarak geçmekte, Süryanice metinlerde ise “Se’erd” biçiminde yer almaktadır. Önemli bir kaynak olan Leiden baskısı İslâm Ansiklopedisi’nde Siirt adı doğru olarak “Si’ird” olarak geçmektedir.
Tarihte Siirt
Siirt ve çevresi yazılı tarih öncesine dayanan çok eski bir yerleşme yeri olarak bilinmektedir. Özellikle 1960’tan sonra kazılarla birlikte sürdürülen çalışmalar sonunda, bölgenin tarih öncesinde, besin maddeleri üreten ve tarımla uğraşan köy topluluklarının yaşama alanı olduğu saptanmıştır.
Ekonomi
Bugün Siirt ve ilçelerini içine alan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca geleneksel olarak çeşitli uygarlıklara mensup köy topluluklarının, aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde kendine yeterli bir üretimde bulunmuş, buna bağlı olarak fazla bir yayılma göstermemiştir.
Kültür
Siirt çok önemli bir yörede, birçok uygarlığın yayılma alanlarının kesiştiği bir bölgede kurulduğu için bunların kültürel birikimlerinden etkilenmiş, bugün bile kökenlerine inilmesi çok kapsamlı araştırmalara muhtaç kültürel kalıntıları günümüze kadar taşımıştır.
Siirt ve yöresinin dağlık, ulaşımının sınırlı oluşu Anadolu’nun diğer illerinden görülen yerleşik “şehir kültürü”nün biçimlenmesini engellerken; yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin aralarındaki etkileşimlerin asgari düzeyde gelişmesi, o kültürlerin özgünlüğünü bir ölçüde koruyarak kuşaklar boyunca iz bırakmasını sağlamıştır.
Eğitim
Osmanlı döneminde Siirt ve çevresinde eğitim geri ve eğitim kurumları da az sayıdaydı. Tarih araştırmacısı Vital Cuinet, 1890’da Siirt Sancağı’nda 1 rüşdiye, 57 sıbyan mektebinin yanısıra 15 tane medrese bulunduğunu; buralarda 66 öğretmenin görev yaptığını, rüşdiyenin 170, medreselerin 100 ve sıbyan mekteplerinin ise 4040 öğrenciye sahip olduğunu yazmaktadır.
Tarım
Bugün Siirt ve ilçelerini kapsayan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca gelenek olarak aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde önemli bir gelişmeye sahne olmamıştır. Bu konudaki ekonomik verileri Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda yayımlamış olduğu devlet ve vilâyet salnameleri ve ünlü Fransız araştırmacı Vital Cuinet’in La Turquie d’Asie adlı önemli eserinde bulmaktayız.
Mutfak
Siirt ve çevresinde genel olarak hayvancılığı ve hayvan ürünlerini temel alan bir beslenme biçimi hâkimdir. Tarih boyunca doğa koşullarının yaratmış olduğu bu durum, günümüzde de sürmekte, geleneksel beslenme biçimlerindeki değişiklikler ağır gelişmektedir. Özellikle başta et olmak üzere, süt, peynir, yoğurt gibi hayvansal ürünlere dayalı beslenme biçimi köylerde ve il merkezinde günlük ev yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olarak yerini korumaktadır.
Siirt Hakkında Genel Bilgiler
Devamını Oku
Etiketler:
Siirt
,
Siirt Belediyesi
,
Siirt Haberleri
,
Siirt Hakkında
,
Siirt Tanıtımı
,
Siirt Ünlüleri
,
Siirtliler
SİİRT ADININ KÖKENİ
Siirt’in adının kökeni üzerine çok farklı görüşler bulunmaktadır. Bu konuda değerli araştırmacı Bekir Sami Seçkin, Siirt sözcüğünün insanlık tarihinin en zengin dil ailesi olan Sami dillerinden Asurca olma ihtimalinin yüksek olduğu görüşündedir. Seçkin’e göre Siirt adı Asur tabletlerinde “Seriri” olarak yer almaktadır. Bazı kaynaklarda “Keert” sözcüğünün Keldanilerde kent anlamına geldiği ve bunun da “Seert” le benzerliğine dikkate çekilirken, başka kaynaklar da Ermenice kent vurgusu yapan “gerd” ekinin de Siirt’le ilgisini ortaya koymaktadır. Arap kaynaklarında ise Siirt adı “İs’ird” ya da “Us’ird” olarak geçmekte, Süryanice metinlerde ise “Se’erd” biçiminde yer almaktadır. Önemli bir kaynak olan Leiden baskısı İslâm Ansiklopedisi’nde Siirt adı doğru olarak “Si’ird” olarak geçmektedir.
Tarihte Siirt
Siirt ve çevresi yazılı tarih öncesine dayanan çok eski bir yerleşme yeri olarak bilinmektedir. Özellikle 1960’tan sonra kazılarla birlikte sürdürülen çalışmalar sonunda, bölgenin tarih öncesinde, besin maddeleri üreten ve tarımla uğraşan köy topluluklarının yaşama alanı olduğu saptanmıştır.
Ekonomi
Bugün Siirt ve ilçelerini içine alan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca geleneksel olarak çeşitli uygarlıklara mensup köy topluluklarının, aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde kendine yeterli bir üretimde bulunmuş, buna bağlı olarak fazla bir yayılma göstermemiştir.
Kültür
Siirt çok önemli bir yörede, birçok uygarlığın yayılma alanlarının kesiştiği bir bölgede kurulduğu için bunların kültürel birikimlerinden etkilenmiş, bugün bile kökenlerine inilmesi çok kapsamlı araştırmalara muhtaç kültürel kalıntıları günümüze kadar taşımıştır.
Siirt ve yöresinin dağlık, ulaşımının sınırlı oluşu Anadolu’nun diğer illerinden görülen yerleşik “şehir kültürü”nün biçimlenmesini engellerken; yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin aralarındaki etkileşimlerin asgari düzeyde gelişmesi, o kültürlerin özgünlüğünü bir ölçüde koruyarak kuşaklar boyunca iz bırakmasını sağlamıştır.
Eğitim
Osmanlı döneminde Siirt ve çevresinde eğitim geri ve eğitim kurumları da az sayıdaydı. Tarih araştırmacısı Vital Cuinet, 1890’da Siirt Sancağı’nda 1 rüşdiye, 57 sıbyan mektebinin yanısıra 15 tane medrese bulunduğunu; buralarda 66 öğretmenin görev yaptığını, rüşdiyenin 170, medreselerin 100 ve sıbyan mekteplerinin ise 4040 öğrenciye sahip olduğunu yazmaktadır.
Tarım
Bugün Siirt ve ilçelerini kapsayan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca gelenek olarak aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde önemli bir gelişmeye sahne olmamıştır. Bu konudaki ekonomik verileri Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda yayımlamış olduğu devlet ve vilâyet salnameleri ve ünlü Fransız araştırmacı Vital Cuinet’in La Turquie d’Asie adlı önemli eserinde bulmaktayız.
Mutfak
Siirt ve çevresinde genel olarak hayvancılığı ve hayvan ürünlerini temel alan bir beslenme biçimi hâkimdir. Tarih boyunca doğa koşullarının yaratmış olduğu bu durum, günümüzde de sürmekte, geleneksel beslenme biçimlerindeki değişiklikler ağır gelişmektedir. Özellikle başta et olmak üzere, süt, peynir, yoğurt gibi hayvansal ürünlere dayalı beslenme biçimi köylerde ve il merkezinde günlük ev yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olarak yerini korumaktadır.
SİİRT ADININ KÖKENİ
Siirt’in adının kökeni üzerine çok farklı görüşler bulunmaktadır. Bu konuda değerli araştırmacı Bekir Sami Seçkin, Siirt sözcüğünün insanlık tarihinin en zengin dil ailesi olan Sami dillerinden Asurca olma ihtimalinin yüksek olduğu görüşündedir. Seçkin’e göre Siirt adı Asur tabletlerinde “Seriri” olarak yer almaktadır. Bazı kaynaklarda “Keert” sözcüğünün Keldanilerde kent anlamına geldiği ve bunun da “Seert” le benzerliğine dikkate çekilirken, başka kaynaklar da Ermenice kent vurgusu yapan “gerd” ekinin de Siirt’le ilgisini ortaya koymaktadır. Arap kaynaklarında ise Siirt adı “İs’ird” ya da “Us’ird” olarak geçmekte, Süryanice metinlerde ise “Se’erd” biçiminde yer almaktadır. Önemli bir kaynak olan Leiden baskısı İslâm Ansiklopedisi’nde Siirt adı doğru olarak “Si’ird” olarak geçmektedir.
Tarihte Siirt
Siirt ve çevresi yazılı tarih öncesine dayanan çok eski bir yerleşme yeri olarak bilinmektedir. Özellikle 1960’tan sonra kazılarla birlikte sürdürülen çalışmalar sonunda, bölgenin tarih öncesinde, besin maddeleri üreten ve tarımla uğraşan köy topluluklarının yaşama alanı olduğu saptanmıştır.
Ekonomi
Bugün Siirt ve ilçelerini içine alan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca geleneksel olarak çeşitli uygarlıklara mensup köy topluluklarının, aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde kendine yeterli bir üretimde bulunmuş, buna bağlı olarak fazla bir yayılma göstermemiştir.
Kültür
Siirt çok önemli bir yörede, birçok uygarlığın yayılma alanlarının kesiştiği bir bölgede kurulduğu için bunların kültürel birikimlerinden etkilenmiş, bugün bile kökenlerine inilmesi çok kapsamlı araştırmalara muhtaç kültürel kalıntıları günümüze kadar taşımıştır.
Siirt ve yöresinin dağlık, ulaşımının sınırlı oluşu Anadolu’nun diğer illerinden görülen yerleşik “şehir kültürü”nün biçimlenmesini engellerken; yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin aralarındaki etkileşimlerin asgari düzeyde gelişmesi, o kültürlerin özgünlüğünü bir ölçüde koruyarak kuşaklar boyunca iz bırakmasını sağlamıştır.
Eğitim
Osmanlı döneminde Siirt ve çevresinde eğitim geri ve eğitim kurumları da az sayıdaydı. Tarih araştırmacısı Vital Cuinet, 1890’da Siirt Sancağı’nda 1 rüşdiye, 57 sıbyan mektebinin yanısıra 15 tane medrese bulunduğunu; buralarda 66 öğretmenin görev yaptığını, rüşdiyenin 170, medreselerin 100 ve sıbyan mekteplerinin ise 4040 öğrenciye sahip olduğunu yazmaktadır.
Tarım
Bugün Siirt ve ilçelerini kapsayan yerleşim bölgeleri, tarih boyunca gelenek olarak aşiretlerin yaşama alanları olduğu için tarımsal üretimde önemli bir gelişmeye sahne olmamıştır. Bu konudaki ekonomik verileri Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda yayımlamış olduğu devlet ve vilâyet salnameleri ve ünlü Fransız araştırmacı Vital Cuinet’in La Turquie d’Asie adlı önemli eserinde bulmaktayız.
Mutfak
Siirt ve çevresinde genel olarak hayvancılığı ve hayvan ürünlerini temel alan bir beslenme biçimi hâkimdir. Tarih boyunca doğa koşullarının yaratmış olduğu bu durum, günümüzde de sürmekte, geleneksel beslenme biçimlerindeki değişiklikler ağır gelişmektedir. Özellikle başta et olmak üzere, süt, peynir, yoğurt gibi hayvansal ürünlere dayalı beslenme biçimi köylerde ve il merkezinde günlük ev yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olarak yerini korumaktadır.


































.jpg)





